Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://euroasiajournal.org/index.php/ejas <p><strong>Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi'ne hoş geldiniz.</strong></p> <p>İlginiz ve anlayışınız için teşekkür ederiz.</p> <p><strong>Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi </strong>(EJAS) İktisadi Kalkınma ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü tarafından yayınlanan hakemli bir dergidir. Dergide; Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri ile ilgili makaleler değerlendirilmektedir. Bu dergi, açık erişimli, uluslararası, çift kör hakemli bir dergidir. Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Türkçe ve İngilizce dillerinde açık erişim olarak yayınlanmaktadır. Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi 7 Ocak 2022 tarihinden itibaren, kabul edilen makalelere DOI numarası verilmeye başlanmıştır. </p> tr-TR seyithanseydosoglu@siirt.edu.tr (Seyithan SEYDOŞOĞLU) seyithanseydosoglu@siirt.edu.tr (Seyithan SEYDOŞOĞLU) Wed, 25 Mar 2026 19:55:55 +0100 OJS 3.3.0.11 http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss 60 Badem Yetiştiriciliğinde Tarım Makinaları Kullanım Maliyetleri ve Kârlılık Analizi: Adıyaman İli Örneği https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/606 <p>Bu çalışmada, Adıyaman ilinde badem yetiştiriciliğinde tarım makinaları kullanım girdilerini ve maliyetlerini analiz ederek, mekanizasyonun toplam üretim maliyetleri üzerindeki etkisini değerlendirmek amaçlanmıştır. Araştırmanın materyalini, tarım makinalarının kullanımıyla ilgili 2024 ve 2025 yıllarına ait maliyet verileri oluşturmuştur. Bu kapsamda, üretimde kullanılan girdiler ve elde edilen gelirlere ilişkin ekonomik analiz yapılmıştır. Ayrıca, tarım makinalarının kullanım miktarları, birim fiyatları ve toplam maliyetleri hesaplanmış; bu maliyetlerin genel toplam içindeki oranları karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Badem üretiminde girdi maliyeti 2024 yılı için 15.617,10 TL da<sup>-1</sup>, 2025 yılı için 21.341,76 TL da<sup>-1 </sup>olmuştur. Her iki yıla ait girdi maliyetleri içerisinde bahçe kirası en yüksek paya sahip olmuştur. Tarım makinaları girdileri bakımından ise 2024 yılında toplam tarım makinaları kullanım maliyeti 2.115 TL da<sup>-1</sup> iken, 2025 yılında bu maliyet %38.76 oranında artarak 2.935 TL da<sup>-1</sup> seviyesine çıkmıştır. En yüksek maliyet oranı her iki yılda da kültivatör kullanımına ait olup, 2024 yılında %36.88, 2025 yılında ise %35.78 olarak hesaplanmıştır. Adıyaman ilinde badem yetiştiriciliğinde tarım makinalarının etkin kullanımı, maliyetleri düşürmek, kârlılığı artırmak ve sürdürülebilir üretimi sağlamak için oldukça önemli olup benzer bölgelerde yapılacak analizler de mekanizasyonun bölgesel etkinliğini güçlendirecektir.</p> Ali Bolat Telif Hakkı (c) 2026 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/606 Wed, 25 Mar 2026 00:00:00 +0100 Kesme Çiçek Karanfil üretiminde Sera ve Sera İçinde Yüksek Tünelin Çiçek Kalitesine Etkisi https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/605 <p>Kesme çiçek Ülkemizin her bölgesinde, 12 ay ihtiyaç duyulmaktadır. Karanfil kesme çiçek grubunda, en çok ihtiyaç duyulanlardan biridir. Özellikle karasal iklime sahip olan Van gibi bölgelere kesme çiçek, akdeniz ve ege sahil bölgesindeki seralardan temin edilmektedir. Son yıllarda polietilen örtülü seraların çoğalmasıyla, kesme çiçek gibi birçok bitkisel üretim, karasal iklim bölgelerinde de üretime başlanmıştır.</p> <p>Bu çalışmada, polietilen örtülü büyük sera ile poli etilen büyük sera içine kurulan polietilen örtülü yüksek tünelde, 30X20 mesafelerle erken ilkbaharda kesme çiçek karanfil üretimi yapılarak verim ve kalite değerlendirme amaçlanmıştır.</p> <p>Yapılan çalışmada standart karanfil çeşitlerinden, Zenit, Turba ve Holly karanfil çeşitleri 30X20 mesafelerde 4. tekrarlı olarak ve her tekrarda 10 bitki olacak şekilde, tesadüf blokları deneme desenine göre dizayn edilmiştir.</p> <p>Çalışma sonunda yüksek tünel içindeki bitkilerin verim ve kalitesinin daha iyi olduğu görülürken, sadece büyük serada üretilen bitkilerinde verim ve kalitesinin pazar değerinin standartlarında olduğu görülmüştür.</p> Turgay KABAY Telif Hakkı (c) 2026 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/605 Wed, 25 Mar 2026 00:00:00 +0100 Yarı Kurak Dağ Ekosistemlerinde Yaban Keçisi (Capra aegagrus Erxleben, 1777) Beslenme Ekolojisini Destekleyen Bitkisel Tasarım Temelli Ekolojik Koridor Modeli https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/612 <p>Günümüzde habitat parçalanması, iklim değişikliği ve insan kaynaklı arazi kullanımı<br>değişimleri, özellikle yarı kurak dağlık ekosistemlerde yaşayan yaban hayatı türleri üzerinde<br>önemli baskılar oluşturmaktadır. Bu türler arasında yer alan yaban keçisi (C. aegagrus), sarp<br>topoğrafyaya uyum sağlayabilen hareketli bir dağ ungulatı olmasına rağmen habitat sürekliliğinin<br>bozulması ve besin kaynaklarının azalması nedeniyle risk altındaki türler arasında<br>değerlendirilmektedir. Bu çalışma, Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yer<br>alan yarı kurak dağ ekosistemlerinde yaban keçisinin beslenme gereksinimlerini ve habitat<br>sürekliliğini desteklemek amacıyla bitkisel tasarım temelli ekolojik koridor planlamasının<br>önemini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında literatür analizi, peyzaj<br>ekolojisi yaklaşımı ve bölgesel floristik veriler birlikte değerlendirilerek yaban keçisinin habitat<br>tercihleri, beslenme stratejileri ve hareket ekolojisi dikkate alınmıştır. Bu doğrultuda ekolojik<br>koridor planlamasında kullanılabilecek çevresel uygunluk kriterleri belirlenmiş; rakım,<br>topoğrafik eğim, bitki örtüsü yapısı ve insan etkisi gibi faktörler değerlendirilmiştir. Çalışma<br>sonucunda ardıç (Juniperus spp.), meşe (Quercus spp.), ahlat (Pyrus spp.), alıç (Crataegus spp.),<br>kuşburnu (Rosa spp.), söğüt (Salix spp.) ve geven (Astragalusspp.) gibi yerli bitki türlerine dayalı<br>dört zonlu bir bitkisel tasarım modeli önerilmiştir. Bu model; zirve ve yamaç zonları, besin ve<br>meyve zonları, otsu ve çalı zonları ile riparyan zonlardan oluşan çok katmanlı bir habitat yapısı<br>sunmaktadır. Geliştirilen ekolojik koridor modeli, yaban keçisinin besin sürekliliğini<br>desteklemekle birlikte habitat bağlantısallığını güçlendirmeyi, erozyon kontrolünü artırmayı ve<br>yarı kurak dağ peyzajlarında biyolojik çeşitliliği destekleyen doğa temelli bir peyzaj planlama<br>yaklaşımı ortaya koymaktadır. Sonuç olarak bu çalışma, yarı kurak dağ ekosistemlerinde yaban<br>hayatı odaklı peyzaj planlamasına kavramsal bir çerçeve sunmakta ve ekolojik koridor<br>tasarımının habitat sürekliliğinin sağlanmasında önemli bir araç olduğunu göstermektedir.</p> Şevket ALP, Reşit ALDEMİR, Muzaffer BAYRAM Telif Hakkı (c) 2026 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/612 Wed, 25 Mar 2026 00:00:00 +0100 Farklı Dozlarda Kuraklık Stresi Uygulamalarının Karpuz Bitkisinde Büyüme Parametrelerine Etkisi https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/613 <p>Küresel iklim değişikliğiyle birlikte artan kuraklık, tarımsal üretimi sınırlayan en önemli<br>abiyotik stres faktörlerinden biri haline gelmiştir. Bu çalışma, farklı dozlarda kuraklık stresinin,<br>iki farklı karpuz genotipinin (Citrullus lanatus (Thunb.) Mansf.) büyüme parametreleri<br>üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada, ticari bir çeşit olan Crimson<br>Sweet ile yerel bir genotip olan Diyarbakır karpuzu kullanılmıştır. Bitkiler, iklim kontrollü bir<br>odada, su kültürü (hidroponik) koşullarında yetiştirilmiş ve kuraklık stresi oluşturmak amacıyla<br>besin çözeltisine farklı konsantrasyonlarda (%2.5, %5, %7.5 ve %10) Polietilen Glikol (PEG6000) eklenmiştir. Stres uygulamasının 4. ve 8. günlerinde alınan örneklerde, bitkilerin kök,<br>gövde ve yaprak yaş ağırlıkları, gövde uzunluğu ve çapı, boğum arası uzunluğu, yaprak sayısı<br>gibi morfolojik parametreler ile görsel zararlanma skalası (1-5) değerlendirilmiştir. Elde edilen<br>bulgular, artan PEG dozlarına paralel olarak her iki genotipte de kuraklık stresinin olumsuz<br>etkilerinin belirginleştiğini göstermiştir. Stresin ilk belirtileri, yaprak ağırlığı ve sayısındaki<br>azalma, yaşlı yapraklarda sararma ve kuruma şeklinde ortaya çıkmıştır. %7.5 PEG uygulaması<br>bitkilerin savunma mekanizmalarını harekete geçirirken, %10 PEG uygulamasında şiddetli<br>kloroz, gelişimde yavaşlama ve bitki büyümesinde genel bir sınırlanma gözlemlenmiştir. Stres<br>süresi uzadıkça (8. gün) bu olumsuz etkiler daha da şiddetlenmiştir. Genotipler arasında önemli<br>farklılıklar tespit edilmiş; Diyarbakır genotipi, incelenen büyüme parametreleri ve stres skala<br>değerleri bakımından Crimson Sweet çeşidine kıyasla kuraklık stresinden daha az etkilenmiş ve<br>daha tolerant bir performans sergilemiştir. Sonuç olarak, Diyarbakır yerel karpuz genotipinin,<br>kuraklık stresine karşı gösterdiği tolerantlık ile gelecekteki ıslah programları için önemli bir<br>genetik kaynak olabileceği değerlendirilmektedir.</p> Rana BAYTİN ALACI, Fikret YAŞAR Telif Hakkı (c) 2026 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/613 Wed, 25 Mar 2026 00:00:00 +0100 Nano Gübrelerin Toprak Mikrobiyal Aktiviteleri Üzerindeki Etkileri https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/614 <p>Nanoteknoloji temelli gübre uygulamaları, besin kullanım etkinliğini artırma ve toprak ekosistem fonksiyonlarını koruma potansiyelleri nedeniyle sürdürülebilir tarım sistemlerinde giderek daha fazla ilgi görmektedir. Ancak literatürde nano gübrelerin bitkisel verim üzerindeki etkileri ayrıntılı biçimde ele alınmış olmasına karşın, bu gübrelerin toprak mikrobiyal aktivitesi, enzimatik süreçler ve besin döngüsü üzerindeki etkilerinin bütüncül ve eleştirel bir çerçevede değerlendirilmesine yönelik çalışmalar sınırlı kalmıştır. Bu derlemenin amacı, söz konusu bilgi boşluğunu gidermek üzere nano gübrelerin topraktaki davranış mekanizmalarını, mikrobiyal ve enzimatik süreçler üzerindeki etkilerini ve bu etkilerin bitkisel verimlilikle olan ilişkisini güncel bilimsel literatür ışığında kapsamlı biçimde değerlendirmektir. Bu kapsamda nano gübrelerin kontrollü salınım özellikleri ile özellikle azotlu nano gübrelerin üreaz aktivitesi üzerindeki düzenleyici etkileri ve bu etkilerin toprak mikrobiyal toplulukları ile besin döngüsü arasındaki etkileşimleri ele alınmıştır. Literatür bulguları, nano gübrelerin besin elementlerini kök bölgesinde daha uzun süre tutulabilir hale getirerek yıkanma ve volatilizasyon gibi kayıpları önemli ölçüde azalttığını göstermektedir. Özellikle yavaş salınımlı nano-üre formülasyonlarının, konvansiyonel üreye kıyasla üreaz aktivitesini daha dengeli biçimde düzenlediği, amonyak volatilizasyonunu azalttığı ve azot kullanım etkinliğini artırdığı bildirilmektedir. Ayrıca nano gübre uygulamalarının toprak mikrobiyal çeşitliliğini desteklediği ve üreaz, dehidrogenaz ve fosfataz gibi temel enzim aktivitelerini teşvik ederek besin döngüsünün etkinliğini artırdığı ortaya konulmuştur. Sonuç olarak nano gübreler, yalnızca verim artırıcı girdiler değil, aynı zamanda toprak biyolojik sağlığını ve agroekosistem sürdürülebilirliğini destekleyen stratejik araçlar olarak değerlendirilmektedir. Bununla birlikte uzun dönemli arazi çalışmaları ve potansiyel çevresel etkilerin daha ayrıntılı incelenmesine ihtiyaç bulunmaktadır.</p> Halime ÖZTÜRK Telif Hakkı (c) 2026 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/614 Wed, 25 Mar 2026 00:00:00 +0100 Sebze Tarımında Allelopati: Yabancı Ot, Nematod ve Zararlı Yönetimi İçin Bir Araç https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/615 <p>Endüstriyel tarımın sentetik pestisit ve gübrelere olan yoğun bağımlılığı, özellikle yüksek girdili sebze üretim sistemlerinde önemli çevresel bozulmalara, biyolojik çeşitlilik kaybına ve halk sağlığı endişelerine yol açmıştır. Allelopati—bitkilerin ikincil metabolitler aracılığıyla birbirleriyle kurduğu kimyasal etkileşim—yabancı ot, nematod ve zararlı böceklerin yönetimi için sürdürülebilir, ekolojik temelli bir alternatif sunmaktadır. Bu kapsamlı derleme, allelopatik prensiplerin sebze üretiminde uygulanmasına ilişkin bilimsel literatürü üç ana alanda sentezlemektedir: örtü bitkileri (örneğin çavdar, sorgum) ve biyofumigasyon (turpgiller) yoluyla yabancı ot baskılama, nematisidal bitkiler (örneğin kadife çiçeği, <em>Crotalaria</em>) kullanarak nematod kontrolü ve aromatik bitkilerle (örneğin fesleğen, nane) birlikte ekim yoluyla zararlı böcek yönetimi. Derleme, allelokimyasalların temel etki mekanizmalarını (kök salgısı, uçucu bileşiklerin salınımı ve bitki artıklarının ayrışması yoluyla) sunmakta ve toprak mikrobiyotasının bu etkileri nasıl modüle ettiğini incelemektedir. Akdeniz Havzası, Asya-Pasifik ve tropik bölgelerden örnek olaylar, saha uygulamalarının hem başarılarını hem de sınırlılıklarını ortaya koymaktadır. Bağlama bağımlı değişkenlik, ototoksisite riskleri ve sosyo-ekonomik engeller gibi kritik zorluklar analiz edilmekte; moleküler düzeyde mekanizma çalışmaları, allelopatik özelliklerin iyileştirilmesi için bitki ıslahı, hassas tarım entegrasyonu ve destekleyici politika çerçevelerini içeren gelecek araştırma öncelikleri belirlenmektedir. Allelopatiyi Entegre Zararlı Yönetimi (IPM) ve organik tarım sistemleri içinde pratik bir araç olarak konumlandıran bu derleme, kimyasal girdileri azaltırken verimliliği korumak ve agroekosistem dayanıklılığını artırmak isteyen araştırmacılar, yayım uzmanları ve üreticiler için kanıta dayalı bir rehber sunmaktadır.</p> Rana BAYTİN ALACI , Adnan DOĞAN Telif Hakkı (c) 2026 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/615 Wed, 25 Mar 2026 00:00:00 +0100 Hıyar (Cucumis sativus L.) Bitkisinde Tuz Eşiği Nerede? https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/616 <p>Tuzluluk, sebze üretimini sınırlandıran en önemli abiyotik stres faktörlerinden biridir. Bitkilerde geri dönüşü olmayan zarar oluşturmadan stres tepkilerinin ortaya konulabilmesi için “orta şiddette” tuz düzeyinin belirlenmesi önem taşımaktadır. Bu çalışma, hıyar (<em>Cucumis sativus</em> L.) fidelerinde büyüme parametreleri ve görsel hasar skala değerleri esas alınarak orta şiddette tuz stresi oluşturan NaCl konsantrasyonunun belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Bitkiler kontrollü iklim koşullarında su kültürü sisteminde yetiştirilmiş ve 0 (kontrol), 50, 75, 100, 125 ve 150 mM NaCl uygulamalarına maruz bırakılmıştır. Çalışma sonunda toplam bitki ağırlığı, kök, gövde ve yaprak ağırlıkları, yaprak sayısı, bitki boyu, gövde çapı ve boğum arası mesafe gibi büyüme parametreleri ölçülmüş; ayrıca bitkiler 1–5 aralığında puanlanan görsel bir hasar skalasına göre değerlendirilmiştir. Sonuçlar, 125 ve 150 mM NaCl düzeylerinin şiddetli nekroz ve bitki ölümüne yol açtığını, dolayısıyla aşırı stres oluşturduğunu göstermiştir. Artan tuz konsantrasyonuna bağlı olarak büyüme parametrelerinde azalma eğilimi belirlenmiş; özellikle 75 ve 100 mM uygulamalarında biyokütle ve bitki boyunda anlamlı düşüşler saptanmıştır. Buna karşılık 50 mM NaCl uygulaması, bitkilerde stres belirtilerinin başladığı ancak canlılığın sürdürülebildiği ve karşılaştırılabilir büyüme yanıtlarının izlenebildiği bir düzey olarak belirlenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, hıyar fidelerinde 50 mM NaCl düzeyinin orta şiddette tuz stresi koşullarını temsil ettiği sonucuna varılmıştır.</p> Halide AKTAŞ, Özlem ÜZAL Telif Hakkı (c) 2026 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/616 Wed, 25 Mar 2026 00:00:00 +0100 İklim Değişikliği Koşullarında Sürdürülebilir Kaba Yem ve Silaj Üretimi için Alternatif Bitkiler https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/620 <p>İklim değişikliği, artan sıcaklıklar, düzensiz yağış rejimleri ve su kaynaklarının azalması silaj üretim sistemlerini doğrudan etkilemekte ve silajlık mısıra dayalı üretim modellerinin sürdürülebilirliğini zorlaştırmaktadır. Bu derleme çalışmasında, iklim değişikliği koşullarında sürdürülebilir kaba yem ve silaj üretimi açısından mısır silajına alternatif olabilecek bitkilerin potansiyeli güncel literatür ışığında değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında, silajlık mısırın su ve girdi gereksinimleri ile çevresel streslere duyarlılığı ele alınmış; buna karşılık kılçıksız arpa ve inci darısının verim, silaj kalitesi ve çevresel stres toleransı bakımından sunduğu avantajlar karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Literatür bulguları, kılçıksız arpanın özellikle yarı kurak bölgelerde kışlık üretim potansiyeli ile, inci darısının ise yüksek sıcaklık ve kuraklık koşullarındaki adaptasyon yeteneği ve vejejtasyon süresinin kısa olması, sürdürülebilir silaj üretimi bakımıdan önemli alternatifler sunduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, mısırın yanı sıra alternatif silaj bitkilerinin üretim sistemlerine entegre edilmesi, iklim değişikliğine daha dirençli, esnek ve sürdürülebilir hayvancılık sistemlerinin geliştirilmesine katkı sağlayabilir.</p> Cemal DENİZ, Halil ÇETİNER, Celal YÜCEL, Tahir POLAT Telif Hakkı (c) 2026 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/620 Wed, 25 Mar 2026 00:00:00 +0100 Kinetin Uygulama Yöntemlerinin Hıyar (Cucumis sativus L.) Bitkisinde Etkinlik Analizi https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/618 <p>Bu çalışmada, tuz stresine maruz kalan hıyar (<em>Cucumis sativus</em> L.) fidelerinde kinetin hormonunun yapraktan ve kökten uygulama yollarının etkileri incelenmiştir. Deneme, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Fizyoloji Laboratuvarı’nda, su kültürü ve iklim kontrollü odada yürütülmüştür. Fideler, 3–4 gerçek yaprak geliştirdikten sonra 50 mM NaCl ve 30 mg kg⁻¹ kinetin uygulamalarına tabi tutulmuş; morfolojik parametreler, toplam bitki ağırlığı, kök, gövde ve yaprak ağırlıkları, yaprak sayısı, bitki boyu, gövde çapı, boğum arası mesafe ve stres skala değerleriyle değerlendirilmiştir. Bulgular, yapraktan kinetin uygulamasının tuz stresinin yol açtığı zararlanmayı sınırladığını ve büyüme parametrelerini daha iyi koruduğunu göstermiştir. Buna karşılık kökten uygulanan kinetin, hem tek başına hem de tuz ile birlikte verildiğinde stres skala değerlerini artırmış ve bitki gelişimini belirgin şekilde baskılamıştır. Bu sonuçlar, yapraktan uygulamanın hormonun yaprak dokusunda hızlı ve etkili bir şekilde çalışarak fotosentetik kapasite ve pigmentlerin korunmasını sağladığını; kökten uygulamanın ise kök büyümesini ve mimarisini baskılayarak su ve besin alımını sınırladığını ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, kinetin uygulama yöntemi, hıyar fidelerinin tuz stresine yanıtında belirleyici bir faktör olarak ön plana çıkmaktadır.</p> Halide AKTAŞ, Özlem ÜZAL Telif Hakkı (c) 2026 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/618 Wed, 25 Mar 2026 00:00:00 +0100 Nano Gübrelerin Tarımsal Sistemlerde Besin Salınım Mekanizmaları ve Su Kullanım Dinamikleri Üzerindeki Etkileri https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/619 <p>Küresel ölçekte artan su kıtlığı ve iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki olumsuz etkileri, su ve besin elementlerinin daha etkin kullanımını zorunlu hale getirmiştir. Bu bağlamda, tarımda nanoteknolojinin uygulanmasıyla geliştirilen nano gübreler, su kullanım verimliliğini artırmaya yönelik yenilikçi bir yaklaşım olarak öne çıkmaktadır. Nano gübreler, besin elementlerinin kontrollü ve hedefli salınımını sağlayarak bitki beslenmesini iyileştirmekte, besin kayıplarını azaltmakta ve bitkilerin suyu daha etkin kullanmasına katkı sunmaktadır. Bu derleme çalışmasında, nano gübrelerin su kullanım verimliliği üzerindeki etkileri; bitki fizyolojisi, toprak fiziksel özellikleri ve toprak mikrobiyal süreçler çerçevesinde bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmiştir. Literatürde nano gübre uygulamalarının kök gelişimini desteklediği, stomatal düzenlemeyi iyileştirdiği ve fotosentetik etkinliği artırarak bitkilerin kuraklık ve diğer abiyotik stres koşullarına karşı toleransını yükselttiği bildirilmektedir. Ayrıca nano gübrelerin, toprak agregat stabilitesi ve su tutma kapasitesini artırabildiği ve mikrobiyal aktiviteyi düzenleyerek toprak–su–bitki etkileşimlerini güçlendirdiği belirtilmektedir. Bununla birlikte, nano gübrelerin uzun dönemli etkileri, optimum doz aralıkları ile farklı toprak ve iklim koşullarındaki davranışları hâlen tam olarak aydınlatılamamıştır. Bu derleme, mevcut bilgi birikimini sistematik olarak sentezlemek, literatürdeki boşlukları ortaya koymak ve gelecekte yürütülecek tarla ölçekli çalışmalara bilimsel bir temel sunmak amacıyla gerçekleştirilmiştir.</p> Halime ÖZTÜRK, Mehmet Ali EMİNOĞLU Telif Hakkı (c) 2026 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/619 Wed, 25 Mar 2026 00:00:00 +0100 Ministered to Sheep in the Late Transition Period on Immune and Metabolic Values and Passive Immunity in Lambs https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/601 <p data-path-to-node="0">This study aimed to investigate the effects of levamisole administration during the late gestation period in ewes on immune and metabolic parameters during the transition period and on passive immunity in lambs. For this purpose, 60 Akkaraman crossbred ewes with similar characteristics were divided into two groups: Levamisole (Group I, n = 30) and Control (Group II, n = 30). Starting from the 15th week of gestation until parturition, Group I received levamisole at a dose of 2.5 mg/kg subcutaneously on a weekly basis, while Group II was administered a placebo (physiological saline). Blood samples were collected from the ewes before treatment, during the 16th, 17th, and 18th weeks of gestation, within the first 4 hours after parturition, and during the 3rd week of lactation; samples from lambs were obtained within 24–36 hours after birth. Analysis of parameters (GLU, NEFA, BHB, IgG, ALT, AST, etc.) revealed statistically significant differences (P &lt; 0.05) between groups in LDL and IgG levels in ewes. In lambs, LDL, TP, GGT, and IgG levels differed significantly between groups. These findings indicate that levamisole administration during late gestation may have beneficial effects on maternal health and passive immunity transfer in lambs.</p> Şemistan KIZILTEPE, Erdoğan UZLU Telif Hakkı (c) 2026 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/601 Wed, 25 Mar 2026 00:00:00 +0100