Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://euroasiajournal.org/index.php/ejas <p><strong>Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi'ne hoş geldiniz.</strong></p> <p>İlginiz ve anlayışınız için teşekkür ederiz.</p> <p><strong>Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi </strong>(EJAS) İktisadi Kalkınma ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü tarafından yayınlanan hakemli bir dergidir. Dergide; Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri ile ilgili makaleler değerlendirilmektedir. Bu dergi, açık erişimli, uluslararası, çift kör hakemli bir dergidir. Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Türkçe ve İngilizce dillerinde açık erişim olarak yayınlanmaktadır. Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi 7 Ocak 2022 tarihinden itibaren, kabul edilen makalelere DOI numarası verilmeye başlanmıştır. </p> tr-TR seyithanseydosoglu@siirt.edu.tr (Seyithan SEYDOŞOĞLU) seyithanseydosoglu@siirt.edu.tr (Seyithan SEYDOŞOĞLU) Mon, 01 Dec 2025 07:59:31 +0100 OJS 3.3.0.11 http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss 60 D-Alloz’un Fizyolojik Fonksiyonları ve Kansere Karşı Terapötik Etkinliği https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/585 <p>D-Glikoz’un C-3 epimeri olan D-Alloz, doğada az miktarda bulunan, düşük kalorili, toksik olmayan nadir şeker türlerinden biridir. D-Alloz; antikanser, antitümör, antioksidan, antiosteoporotik, nöroprotektif, antihipertansif ve kriyoprotektif gibi birçok farmasötik aktiviteye sahiptir. Özellikle çağımızın en önemli sağlık sorunlarından biri olan kanser ile mücadelede D-Alloz, yeni aday moleküllerden biri olarak görülmektedir. Bu derlemede D-Alloz’un temel fizikokimyasal özellikleri, doğada bulunduğu kaynaklar ve farklı kanser türlerine karşı potansiyel etkileri hakkında bilgiler sunulmaktadır.</p> İrem BAYAR, Nuri BAŞPINAR , Pınar COŞKUN Telif Hakkı (c) 2025 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/585 Mon, 01 Dec 2025 00:00:00 +0100 Modeling of a Heavy-Duty Roller Screw Actuator System and Investigation of Its Energy Consumption https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/580 <p>Electro-hydraulic or electromechanical actuators are commonly used to drive high-power-density systems. Although electro-hydraulic systems continue to be widely used, especially in mobile and very high-power density applications, it has been observed that the use of electromechanical systems is increasing in industrial applications up to specific load values. In linear motion heavy-duty actuator systems, roller screw mechanisms are preferred over ball screw applications due to their high load-carrying capacities. These systems find application in various industries such as automotive, food, and aerospace and for metal cutting, pressing, robotic, CNC machining, and automation purposes. With the development of Industry 4.0, 5.0, and digital twin applications, it can be said that these types of actuators will be used more in industrial applications. In this study, we modeled an electric motor-driven heavy-duty roller screw system in the MATLAB/Simulink/Simscape environment first. We used the basic system components, such as an electric motor, gear, and roller screw mechanism, and the opposite load. We examined the closed-loop speed control of the system according to a user-defined trapezoidal speed profile. We also considered the friction force, external disturbances, and no-load torque in the modeling. Subsequently, we analyzed the system response and the effect of system parameters on energy consumption through the created model.</p> <p> </p> Elif Erzan TOPÇU, Serhat AZAR Telif Hakkı (c) 2025 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/580 Mon, 01 Dec 2025 00:00:00 +0100 Evaluation of the Readability, Accuracy, and Comprehensibility of Patient Education Materials Prepared by Nursing Students https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/579 <p>This study aimed to evaluate the readability, accuracy and comprehensibility of patient education materials prepared by nursing students. This study is descriptive retrospective type. In this study, the readability of patient education materials (n=39) prepared by students studying at a University's Health School Nursing Department and taking the Surgical Nursing course in the spring semester of 2019-2020 academic year in Turkey was examined. Ateşman Readability Test, Flesch–Kincaid Readability Test and Patient Educational Material Checklist were used for evaluation. These materials were related to gastrointestinal, musculoskeletal, urogenital, respiratory, cardiovascular, endocrine system, neurosurgery, breast, eye and burn surgery. Patient education materials prepared by nursing students have poor readability and low intelligibility. Examined in terms of structural layout and content, patient education materials did not meet all the guidelines recommendations regarding structural order and content.</p> Tuğçe YEŞİLYAPRAK KARACA, Fadime GOK, Ayla YAVUZ KARAMANOGLU Telif Hakkı (c) 2025 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/579 Mon, 01 Dec 2025 00:00:00 +0100 Cam Kalıplarının İdeal Soğutulması İçin Topoloji Optimizasyonu ve Sonlu Elemanlar Analizi https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/526 <p>Camdan üretimi yapılacak parçanın şekil, konum ve boyut toleranslarına uygun, kendisinden beklenen dayanım özelliklerini karşılayabilecek, ideal soğutma özelliğine sahip bir cam kalıbının tasarımı ve üretimi amaçlanmıştır. Bu çalışma ile birlikte daha hafif ve yüksek dayanımlı kalıp üretilmesini sağlamakla beraber, işleme ve taşıma maliyetlerinin düşürülmesi, enerji tasarrufunun sağlanması hedeflenmiştir. Tasarlanmak istenilen cam imalat kalıbında, ideal soğutma sağlanması halinde hem üründe kalite ve verimliliğin artacağı hem de kalıp ömrünün daha uzun olacağı düşünülmektedir. Optimizasyon yöntemi ile beraber yeterli malzeme kullanımı ile doğru sonuçlara ulaşılıp sürdürülebilirliğin sağlanması amaçlanmıştır. Bu hedefler doğrultusunda yapılacak tasarım uygulamalarında topoloji optimizasyon ilkelerinden faydalanılmıştır. Bu çalışmada, deneysel ve sayısal analiz yöntemleri kullanılmıştır. CAD/CAM programlarıyla tasarımı yapılan kalıbın, mekanik özellikleri analiz edilmiş ve topoloji optimizasyonu yöntemi uygulanmıştır. Bu şekilde ortaya çıkan iki tasarım kalıp arasında karşılaştırma yapılarak ideal olan kalıp tasarımı seçilmiştir. Sonlu elemanlar analizleriyle birlikte bu yöntemin kullanılabilirliği ve bize sağladığı faydalar gözlemlenmiştir. Bu çalışma ile birlikte, cam kalıplarının uzun ömürlü olması, maliyetlerinin düşürülmesi ve ideal soğutma sağlanması istenilmiştir. Yapılan bütün bu araştırma ve uygulamalar ışığında, uygun tasarıma sahip kalıbın üretilebileceği tasarlanmıştır.</p> Yahya TARTAN, Mustafa AY Telif Hakkı (c) 2025 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/526 Mon, 01 Dec 2025 00:00:00 +0100 Kardiyak Cerrahi Planlanan Kırılgan Geriatrik Hastalarda Perioperatif Hemşirelik Yaklaşımları https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/586 <p>Kardiyak cerrahi hayat kurtarıcı tedavi yöntemi olmakla birlikte geriatrik bireylerde bazı komplikasyonların gelişme riskini de beraberinde getirmektedir.&nbsp; Bu riskin ortaya çıkmasında birden fazla neden bulunmaktadır. En önemli risk nedenlerinden biri “Kırılganlık Sendromu’dur”. Kırılganlık sendromu mobilitede bozulma, hormonal değişiklikler, kilo kaybı, kas gücü ve hacminde azalma (sarkopeni), denge bozukluğu gibi fizyolojik rezervlerdeki azalma olarak tanımlanmaktadır.&nbsp; Kırılganlık, özellikle kardiyak cerrahi gibi yüksek riskli girişimlerde perioperatif sonuçları olumsuz etkileyen önemli bir faktördür.&nbsp; Bu hasta grubunda azalan fizyolojik rezerv nedeniyle “morbidite ve mortalite” riski daha da yüksektir. Bu nedenle ameliyat öncesi kırılgan hastaların belirlenmesi ve olası komplikasyonların önlenmesine yönelik hemşirelik yaklaşımlarının yerine getirilmesi önemli bir kriterdir. Bu nedenle, bu derlemede söz konusu hasta grubunda perioperatif hemşirelik yaklaşımları ele alındı.</p> Fadime GÖK, Damla DEMİR ÖZCAN Telif Hakkı (c) 2025 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/586 Mon, 01 Dec 2025 00:00:00 +0100 Bursa Ekolojik Koşullarında Bazı Pennisetum Türlerinin Ot Verimi ve Kalitesinin Belirlenmesi https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/587 <p>Bu çalışma, 2025 yılında Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi TUAM deneme alanında, bazı <em>Pennisetum</em> türlerinin ot verimi ve kalitesinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Üç tekrarlamalı olarak düzenlenen denemede, <em>Pennisetum hybridum, </em>&nbsp;<em>Pennisetum </em><em>purpureum</em> ve <em>Pennisetum purpureum </em>× <em>Pennisetum glaucum </em>türleri ele alınmış ve bitki boyu, sap sayısı, yaş ot verimi, kuru madde verimi, ham protein oranı,&nbsp; asit deterjanda çözünmeyen lif (ADF), nötr deterjanda çözünmeyen lif (NDF), nispi yem değeri (NYD) ve net enerji gibi özellikler incelenmiştir. Araştırmada incelenen tüm özellikler bakımından türler arasında önemli farklılıkların olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada en yüksek yaş ot ve kuru madde verimi, ham protein oranı, NYD ve net enerji değeri sırasıyla 33.56 t da<sup>-1</sup>, 6.40 t da<sup>-1</sup>, % 6.53, 77.84 ve 1.27 Mcal kg<sup>-1</sup> ile <em>Pennisetum hybridum </em>türünden elde edilmiş olup bölge koşulları açısından bu türün diğer türlere oranla hem verim hem de kalite açısından daha avantajlı olabileceği sonucuna varılmıştır.</p> Yusuf TOPKAN, Emine BUDAKLI ÇARPICI Telif Hakkı (c) 2025 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/587 Mon, 01 Dec 2025 00:00:00 +0100 Kalanchoe blossfeldiana’nin Adventif Sürgün Rejenerasyonu https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/588 <p><em>Kalanchoe blossfeldiana</em> farklı tip ve değişik renklerde çiçeklere sahip, iç mekan süs bitkileri içerisinde önemli bir ticari paya sahip sukulent bir bitki türüdür. Çiçeklerinin uzun süre canlı kalması, kolay yetiştirilmesi ve bakımının az olması ile salon bitkisi olarak tercih edilmektedir. <em>Kalanchoe blossfeldiana</em> klasik uç tepe tomurcukları ile vegetatif çoğaltılırken, bu çalışmada <em>in vitro</em> teknikler ile bu türün mikro çoğaltım potansiyelinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, steril edilen yaprak eksplantları MS besin ortamında BA (<em>Benzil Adenin</em>) ve TDZ (<em>Thidiazuron</em>) içeren farklı sitokinin ortamlarında kültüre alınmıştır. Sürgün sayısı bakımından 0.5 mg/L TDZ ortamı 30 adet sürgün ile en başarılı sonuçları vermiştir. Sürgün uzunluğu ve yaprak sayısı açısından ise 3.0 mg/L BA ortamı sırasıyla 2.8 cm ve 6.8 adet ile en yüksek performansı göstermiştir. Gelişen sürgünler köklenme için oksin içeren ortamlarda alt kültüre alınmış ve en iyi kök gelişimi 0.5 mg/L IAA içeren ortamdan elde edilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında ticari pazar payı yüksek olan <em>Kalanchoe blossfeldiana</em>’nın <em>in vitro</em> koşullarda adventif sürgün çoğaltım potansiyeline sahip olduğunu ve <em>in vitro</em> çoğaltım ile bu türün ülkemiz iç pazarında ticari üretimde değerlendirilebileceğini ortaya koymaktadır.</p> Muhammet Anıl AYDIN, Gülsüm ÖZTÜRK Telif Hakkı (c) 2025 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/588 Mon, 01 Dec 2025 00:00:00 +0100 Gerçek Patates Tohumlarında (GPT) Tohum Kalitesini İyileştirici Bazı Ön Uygulamalar https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/589 <p>Bu çalışma, gerçek patates tohumlarında farklı ön uygulamaların çimlenme gücü ve ortalama çimlenme süresi üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla 2025 yılında yürütülmüştür. Deneme Ege Üniversitesi Tohum Teknolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi (TOTEM) laboratuvarlarında, Tesadüf Parselleri Deneme Deseni’ne göre 3 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Araştırmada; GA₃ (500 mg L⁻¹), KH₂PO₄ (2 g L⁻¹), KNO<sub>3</sub> (2 g L⁻¹), PEG 6000 (300 g/L⁻¹) ve bunların kombinasyonları (PEG 6000 + KNO<sup>3</sup>, PEG 6000 + GA₃, PEG 6000 + KH₂PO₄) olarak uygulanmıştır. Çalışma sonuçları değerlendirildiğinde en yüksek çimlenme gücü %86.00 ile PEG 6000 + KH₂PO₄ uygulamasında elde edilmiştir. Ortalama çimlenme süresi açısından en kısa sürede çimlenme 3.12 gün ile PEG 6000 + KH₂PO₄ uygulamasından elde edilmiştir. Sonuç olarak, gerçek patates tohumlarında daha hızlı ve homojen çimlenme sağlamak açısından özellikle PEG 6000 ile birlikte uygulanan KH₂PO₄, GA₃ ve KNO<sub>3 </sub>kombinasyonları etkili ön uygulamalar olarak değerlendirilmiştir.</p> Arrahman ASADOV, Nijat HAJIZADA, Rza KERIMLI, Muhammet Anıl AYDIN, Mizgin MEHMET, Gülsüm ÖZTÜRK Telif Hakkı (c) 2025 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/589 Mon, 01 Dec 2025 00:00:00 +0100 Mikroalg Üretimi İçin Chlorella vulgaris Türünün Flashıng Yöntemi İle İncelenmesi https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/591 <p>Bu çalışmada, biyoyakıt üretimine uygunluk, yağ oranı miktarının fazla olması, kolay bulunabilirlik ve kontaminasyona dayanıklılık gibi faktörler göz önüne alınarak, Chlorophyta sınıfına ait Chlorella mikroalg türü seçilmiştir. İncelenmeye alınan bu türün; flashing (yanıp sönen) yöntemi ile zamana dayalı voltaj, voltaja bağlı ışık yoğunluğu kalibrasyon çalışması ve zamana bağlı hücre yoğunluğundaki artış miktarları belirlenmiştir. Deneme yönteminde yapılan voltaj kalibrasyon çalışmaları sonucunda flashing uygulaması ışık şiddeti 912 µE m<sup>-2</sup>s<sup>-1</sup> olarak belirlenmiştir. Sürekli ve eş yoğunlukta ışık şiddeti uygulayabilmek için FMT-150 tipi ışık periyodu ayarlanabilen fotobiyoreaktör kullanılmış ve mikroalg türünün fotobiyoreaktöre verildiği ilk gün 225 mg ml<sup>-1</sup> hücre sayımı yapılmıştır. Başlangıç süreci ile birlikte her 24 saatte bir 25 <sup>o</sup>C sabit sıcaklıkta hücre sayımları yapılarak büyüme süreci incelenmiştir. Tüm bu parametreler uygulandıktan sonra 225 mg ml<sup>-1</sup> hücre yoğunluğuna sahip Chlorella türü 32. gün sonuna kadar büyüme eğilimi göstermiştir. En yüksek hücre sayısına ise 32. Gün sonunda 632 mg mL<sup>-1</sup> ile ulaşılırken, 32. günden sonra popülasyonda düşme görülmeye başlanmış olup, 36. günde deneme sonlandırılmıştır.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p> Neval Seval KAVAL ADSAN , A. Konuralp ELİÇİN Telif Hakkı (c) 2025 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/591 Mon, 08 Dec 2025 00:00:00 +0100 Yavaş Salınımlı Azotlu Gübrenin Cin Mısırda (Zea mays L. everta) Bazı Bitkisel ve Koçan Özelliklerine Etkisi https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/593 <p>Bu çalışma, 2023 yılında Şanlıurfa ikinci ürün koşullarında yavaş salınımlı azotlu gübrenin cin mısırda bazı bitkisel ve koçan özelliklerine etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür.&nbsp; Araştırmada R-997 cin mısırı ile NBPT inhibitörlü yavaş salınımlı üre gübresi materyal olarak kullanılmıştır. Ayrıca Azotlu gübre dozları ile birlikte geleneksel yöntem ve hiç azot gübrelemesi yapılmayan uygulama da denemeye dahil edilmiştir. Deneme 3 tekrarlamalı olarak, tesadüf blokları deneme deseninde yürütülmüştür. Bütün parsellere ekimle birlikte dekara 9 kg da<sup>-1</sup> fosforlu gübre verilmiştir. Azotlu gübre dozları 0 kg da<sup>-1</sup> N (azotlu gübre verilmemiş), geleneksel (24 kg da<sup>-1</sup> inhibitör içermeyen azotlu gübre), 4 kg da <sup>-1</sup> yavaş salınımlı azotlu gübre (YSA), 8 kg da<sup>-1</sup> YSA, 12 kg da<sup>-1</sup> YSA, 16 kg da<sup>-1</sup> YSA, 20 kg da<sup>-1</sup> YSA, 24 kg da<sup>-1</sup> YSA,28 kg da<sup>-1</sup> YSA, 32 kg da<sup>-1</sup> YSA olarak belirlenmiştir. Azot dozlarının yarısı ekimle birlikte, diğer yarısı bitkiler 35-40 cm olduğunda uygulanmıştır<strong>. </strong>Tüm parsellere ekimle birlikte 9 kg da<sup>-1</sup> saf fosfor verilmiştir. Varyans analiz sonuçlarına göre tepe püskülü çiçeklenme süresi, bitki boyu, sap kalınlığı, sırada tane sayısı, koçanda tane ağırlığı, tek koçan ağırlığı ve sömek ağırlığı bakımından yavaş salınımlı farklı azot dozu uygulamaları istatistiki olarak önemli bulunmuştur.</p> Ayşe Gülgün ÖKTEM , Mahmut Nedim AĞAÇKESEN , Abdullah ÖKTEM Telif Hakkı (c) 2025 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/593 Mon, 15 Dec 2025 00:00:00 +0100 Kentsel Estetik Üzerinden Siirt/Güres Caddesine Odaklı Bir Durum (Vaka) Çalışması https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/594 <p>Bu makale, kentsel estetik kavramını ve parametrelerini tanımlayarak, Siirt'in Güres Caddesi’ne odaklanan bir durum (vaka) çalışması sunmaktadır. Çalışmanın başlangıcında, kentsel estetiğin temel tanımı ve parametrik unsurları, bu unsurların şehirlere kattığı değerler ele alınmıştır. Ardından, Siirt/Güres Caddesi’nin çeşitli estetik parametreler üzerinden detaylı bir analizi yapılmıştır. Bu analiz kapsamında, caddenin mekânsal elemanları, mimari uyumlulukları ve mekânsal elemanların kentsel kimliğe olan etkileri incelenmiştir. Sonuç bölümünde ise, geçmişten bugüne Siirt’in estetik yapısı ve kimliksel değişimi karşılaştırılmış, kentsel dönüşüm sürecinde gözlenen değişiklikler, mevcut estetik ve mimari sorunlar değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, Şehrin estetik ve mimari değerlerini koruma ve geliştirme adına öneriler sunulmuştur. Makale, Siirt’in kentsel estetik anlayışını daha iyi anlamayı ve bu doğrultuda gelecekte yapılacak çalışmalara ışık tutmayı amaçlamaktadır.</p> Dicle ÖZAVCI , Meryem Dilay DİRİARIN Telif Hakkı (c) 2025 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/594 Mon, 15 Dec 2025 00:00:00 +0100 Kompozit Malzemelerde Ultrasonik Muayene Yöntemlerine İlişkin Bir Derleme: Pulse-Echo, Through-Transmission ve Phased Array Ultrasonik Test Teknikleri https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/592 <p>Kompozit malzemelerin havacılık, savunma, otomotiv ve enerji gibi ileri mühendislik alanlarında giderek daha yaygın kullanılması, bu yapıların servis ömrü boyunca güvenilir bir şekilde değerlendirilmesini zorunlu hâle getirmiştir. Üretim süreçleri veya kullanım koşulları sonucunda kompozitlerde delaminasyon, gözeneklilik, lif kırılması ve ara yüzey ayrılması gibi çeşitli iç kusurlar oluşabilmekte ve bu kusurların yapısal bütünlüğe zarar vermeden tespit edilmesi için tahribatsız muayene (NDT) yöntemleri kritik önem taşımaktadır. Ultrasonik test teknikleri, yüksek çözünürlükleri ve kompozitlerin heterojen yapısına uyum sağlayabilmeleri nedeniyle NDT yöntemleri içinde öne çıkan bir konuma sahiptir. Bu çalışmada, kompozit malzemelerin ultrasonik muayenesinde yaygın olarak kullanılan Pulse-Echo (PEUT) ve Through-Transmission (TTU) yöntemleri ile faz kontrollü çok elemanlı prob yapısına dayanan Phased Array Ultrasonic Testing (PAUT) literatüre dayalı olarak sistematik biçimde karşılaştırılmıştır. Yöntemler; tespit edilebilir kusur türleri, görüntüleme performansı, uzaysal çözünürlük, ekipman gereksinimleri ve endüstriyel uygulanabilirlik açısından değerlendirilmiştir. Bulgular, PEUT’un tek yüzeye erişim avantajı sayesinde yüzeye yakın kusurların hızlı tespitinde etkili olduğunu; TTU’nun özellikle hacimsel hasarların belirlenmesinde yüksek duyarlılık sağlayabildiğini; PAUT’un ise çoklu açılı tarama ve odaklama kabiliyetleri ile karmaşık kusurların karakterizasyonunda üstün görüntüleme imkânı sunduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, bu yöntemlerin tek başına tüm kusur türlerini kapsayıcı olmadığı, kompozit yapılarda çoğu durumda birbirini tamamlayıcı nitelikte kullanıldığı anlaşılmaktadır.</p> Burak ÖZTAŞ, Tuğrul AKSOY Telif Hakkı (c) 2025 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/592 Thu, 18 Dec 2025 00:00:00 +0100 The Prevalence of Parasites in Parks in Giresun https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/596 <p><strong>SUMMARY</strong></p> <p><strong>Objective:</strong> Infections transmitted from animals to humans are defined as “zoonoses,” and stray cats and dogs play a particularly important role in their spread. It has been reported that the number of stray animals is increasing in Turkey and developing countries. Parks have become a major source of risk for parasitic diseases because stray animals frequently choose them as defecation areas and pet owners do not collect their feces. This study aimed to investigate the presence of parasites in soil samples collected from parks and children's playgrounds in Giresun province and to compare the effectiveness of the diagnostic methods used.</p> <p><strong>Materials and Methods:</strong> Between February 2017 and May 2017, soil samples were collected from the following locations in Giresun Province, which have dense animal and human populations: soil samples were collected from Youth Park, Afyonkarahisar Martyrs' Forest, Republic Park, Taşbaşı Park, and Giresun Castle Park in Giresun province, which have dense animal and human populations, and examined for parasites at the Medical Parasitology Laboratory of the Faculty of Medicine, Ordu University. The samples were examined using direct examination, zinc sulfate flotation, and formalin-ether precipitation methods.</p> <p><strong>Findings:</strong> Eggs, larvae, or cysts belonging to eight different parasites were detected in the soil samples: The parasites observed in the study were: <em>Toxocara spp</em>. eggs, <em>Ascaris spp.</em> eggs, <em>Taenia spp</em>. eggs, <em>Hymenolepis spp.</em> eggs, <em>Trichuris spp.</em> eggs, <em>Enterobius vermicularis</em> eggs, <em>Entamoeba coli</em>, and various larvae. The highest number of parasite species was identified in Giresun Castle Park. The formalin-ether precipitation method was the most sensitive method for parasite detection.</p> <p><strong>Conclusion:</strong> This study highlights the potential parasites in parks that threaten human health. Parks are one of the important sources of parasitic transmission in terms of human health. It is recommended that children pay attention to hand hygiene after contact with sand and soil, park workers use gloves, and municipalities establish regular parasitological monitoring programs. It was also concluded that informational meetings on parasite transmission and prevention methods should be held jointly with municipalities, universities, and public institutions.</p> Gamze YOLALAN, Şahin DİREKEL, Ülkü KARAMAN, Türkan MUTLU YAR Telif Hakkı (c) 2025 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/596 Thu, 25 Dec 2025 00:00:00 +0100 Some Endemic Plant Taxa Growing in Çüngüş District of Diyarbakır Province of Turkey https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/598 <p>This research was conducted in 2021 and 2022 in four different sections of the Savucak Mountain pasture in the Çüngüş district of Diyarbakır province. It was determined that the majority of the 12 endemic taxa belonging to 7 families, all of which are considered invasive taxa in terms of pasture, belonged to the Astracea family, followed by plant taxa from the Boraginaceae, Araceae, Brassicaceae, Lamiaceae, Liliaceae, and Plantaginaceae families, respectively. The botanical composition of endemic plant taxa such as <em>Gundelia cappadocica</em>, <em>Helichrysum arenarium</em> subsp. aucheri, <em>Linaria genistifolia</em> subsp. <em>praealta</em>, <em>Phlomis linearis</em>, <em>Tanacetum cadmeum</em> subsp. <em>orientale</em>, <em>Tanacetum densum</em> subsp. <em>cadmeum</em>, and <em>Tulipa sintenisii</em>, identified in the study, was determined to vary between 0.16% and 15.26% in the northern, southern, eastern, and western sections of the pasture. The endemic taxa identified in this study have been noted in numerous researches as important species due to their use in the food, pharmaceutical, cosmetic, and dye industries. Therefore, it is considered essential to preserve these plant taxa both in their natural habitats (in situ) and outside their natural habitats (in gene banks) to ensure their survival.</p> Adem Doğan KARAHAN, Mehmet BAŞBAĞ Telif Hakkı (c) 2025 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/598 Thu, 25 Dec 2025 00:00:00 +0100 Convolvulus Türlerinin Yem Kalitesi Açısından Karşılaştırılması https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/599 <p><em>Convolvulus</em> türlerinin, kaba yem kaynağı olarak değerlendirilme olanaklarının araştırılması amacıyla bu çalışma yürütülmüştür. Çalışma kapsamında, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin 15 farklı lokasyonundan 8 farklı <em>Convolvulus</em> türü (<em>Convolvulus arvensis, Convolvulus</em> <em>betonicifolius</em>, <em>Convolvulus</em> <em>calvertii</em>, <em>Convolvulus</em> <em>galaticus</em>, <em>Convolvulus</em> <em>lanatus</em>, <em>Convolvulus</em> <em>reticulatus</em>, <em>Convolvulus</em> <em>scammonia</em> ve <em>Convolvulus</em> <em>stachydifolius</em>) toplanmıştır. Çalışmada, incelenen kalite özellikleri açısından türler ve lokasyonlar arasında önemli istatistiksel farklılıkların olduğu görülmüştür. Yem kalitesi açısından <em>Convolvulus</em> türlerinin HP oranı açısından ikinci, ADF, NDF, SKM, KMT ve NYD değerleri açısından ise birinci sınıf kalitede yer aldığı belirlenmiştir. Bütün türler arasında ise gerek HP, SKM ve KMT oranları ile NYD’nin yüksekliği ve gerekse de ADF ile NDF oranlarının düşüklüğü açısından Diyarbakır-1 ve Gaziantep-1 lokasyonlarından alınan <em>Convolvulus</em> <em>arvensis </em>türünün en iyi değerleri vererek ön plana çıktığı belirlenmiştir. <em>Convolvulus</em> türlerinin P, K, Mg ve K:(Ca+Mg) oranlarının da ideal düzeyde olduğu, ancak Ca içeriklerinin yüksek ve buna bağlı olarak Ca:P oranının ise olması gereken sınır değerin (&gt;2) üzerinde olduğu belirlenmiştir. Lokasyonların benzerlik durumlarını ortaya koyma amacıyla kümeleme analizi yapılmıştır. Yapılan kümeleme analizi sonucunda 15 farklı lokasyonun iki ana gruba ayrılacak şekilde varyasyon gösterdiği belirlenmiştir. Bu gruplar arasında Batman lokasyonundan alınan <em>Convolvulus galaticus </em>ile Diyarbakır-1 lokasyonundan alınan<em> Convolvulus stachydifolius</em> türlerinin birbirine en yakın, Diyarbakır-1 lokasyonundan alınan <em>Convolvulus arvensis</em> ile Siirt-1 lokasyonundan alınan <em>Convolvulus</em> <em>betonicifolius</em> türlerinin de birbirlerine en uzak olan tür ve lokasyonlar olduğu saptanmıştır.</p> Mehmet BAŞBAĞ , Erdal ÇAÇAN Telif Hakkı (c) 2025 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/599 Thu, 25 Dec 2025 00:00:00 +0100 The Relationship Between Carotid Intima-Media Thickness and Mean Platelet Volume in Patients with Nephrotic Syndrome https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/600 <p>The prevalence of cardiovascular disease is increased in patients diagnosed with nephrotic syndrome. Atherosclerosis is a pathological process that causes cardiovascular, cerebral, and peripheral artery disease. Carotid artery intima-media thickness is commonly used in the assessment of atherosclerosis. Mean platelet volume is a novel marker associated with atherothrombosis. In this study, we aimed to determine the relationship between mean platelet volume, which may be an indicator of atherosclerosis, and carotid artery intima-media thickness in patients with nephrotic syndrome at our clinic.&nbsp; The data of the 30 patients diagnosed with nephrotic syndrome who applied to the nephrology clinic were retrospectively reviewed. The patients' demographic characteristics, laboratory results, blood pressure measurements, and treatments received were recorded. Since the study was planned retrospectively, the sample size was not calculated. Descriptive statistics were used in the analysis of the data. Descriptive statistics were expressed as mean, standard deviation, minimum, maximum, number (n), and percentage (%). The SPSS statistical package program (IBM SPSS for Windows, ver. 25) was used in all of the analyses, and a p&lt;0.05 value was considered significant. In our retrospective study, 14 (46%) of the 30 patients were male and 16 (54%) were female. Plaque was detected in 7 (23%) of these 30 patients, while 23 (77%) had no plaque. The mean age in the group with plaque was 52.8 years, while it was 38.5 years in the group without plaque. A significant difference was found between the group with plaque and the group without plaque in terms of age (p&lt;0.05). The mean platelet volume was 9.8 in the group with plaque and 10.08 in the group without plaque. The left carotid artery intima-media thickness was 0.9 fl in the group with plaque and 0.88 fl in the group without plaque. The right carotid artery intima-media thickness was 1.03 fl in the group with plaque and 0.86 fl in the group without plaque. The right carotid artery intima-media thickness was found to be thicker than the left. Nephrotic syndrome is a major cause of chronic kidney damage. The incidence of cardiovascular disease is high in patients with nephrotic syndrome. Both carotid artery intima-media thickness and mean platelet volume are predictive factors for atherosclerosis.</p> Berfin YÜCEL AYDEMİR , Mehmet ERDEM , Ozan AYDEMİR Telif Hakkı (c) 2025 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/600 Sat, 27 Dec 2025 00:00:00 +0100 Güneydoğu Anadolu Bölgesi Çayır-Mera ve Doğal Vejetasyonlarında Yer Alan Bazı Sanguisorba minor Scop. Genotiplerinin Ot Kalite Özelliklerinin Belirlenmesi https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/597 <p>Bu çalışma Güneydoğu Anadolu Bölgesinin farklı lokasyonlarında bulunan doğal floradaki <em>Sanguisorba minor</em> genotiplerine ait otların kalite özelliklerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada <em>Sanguisorba minor</em> genotiplerine ait ot örnekleri 2024 yılının ilkbahar mevsiminde, genotiplerin çiçeklenme döneminde her lokasyondan üç tekerrürlü alınarak ot kalite analizleri yapılmıştır. Yapılan varyans analiz sonucuna göre incelenen tüm özellikler bakımından lokasyonlardaki <em>Sanguisorba minor</em> genotipleri arasında istatistiksel olarak önemli farklılıklar tespit edilmiş ve incelenen özelliklerin aşağıdaki aralıklarda değişim gösterdiği belirlenmiştir: ham protein (HP) %12.0-23.3, asit deterjanda çözünmeyen lif (ADF) %19.7-37.0, nötral deterjanda çözünmeyen lif (NDF) %32.9-55.9, asit deterjanda çözünmeyen protein (ADP) %0.45-1.34, kuru madde (KM) %85.8-91.4, sindirilebilir kuru madde (SKM) %60.0-73.6, kuru madde tüketimi (KMT) %2.15-3.66, Nispi yem değeri (NYD) 104.1-208.9, toplam sindirilebilir besin maddesi (TSBM) %53.5-75.9, sindirilebilir enerji (SE) 2.84-3.42 mcalkg<sup>-1</sup> ve metabolik enerji (ME) 2.33-2.81 mcalkg<sup>-1</sup>. Araştırma sonuçları dikkate alındığında; genel olarak <em>Sanguisorba minor </em>genotiplerinden en yüksek ham protein oranının Gaziantep-4 lokasyonundan toplanan G-18 genotipinden, en yüksek sindirilebilme oranının Siirt-1 lokasyonundan toplanan G-22 genotipinden elde edildiği ve genel olarak sırasıyla Siirt-1 lokasyonundan toplanan G-22 genotipi ile Gaziantep-4 lokasyonundan toplanan G-18 genotiplerinin ot kalitesinin diğer genotiplere göre daha iyi olduğu görülmüştür.</p> <p> </p> <p> </p> Ali TAMER, Mehmet BAŞBAĞ Telif Hakkı (c) 2025 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/597 Sat, 27 Dec 2025 00:00:00 +0100 Kültürel Mirasın Sürdürülebilirliğinde Dijital İkiz Teknolojisi: Reaktif Restorasyondan kestirimci (Predictive) Bakım Yönetimine Geçiş https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/602 <p>Toplumların kültürel hafızasını yansıtan tarihi yapıların korunması, reaktif (tepkisel) restorasyondan kestirimci (predictive) ve veriye dayalı yönetime geçişi gerektirmektedir. Geleneksel yaklaşımlar, yalnızca gözle görülür hasar sonrası müdahaleye dayandığı için çoğu zaman geri döndürülemez kayıplara yol açmaktadır. Dijital teknolojilerdeki gelişmeler (özellikle Dijital İkiz (Dİ) sistemleri) kültürel miras varlıklarının sürekli izlenmesini, proaktif karar almayı ve kestirimci bakım yönetimini mümkün kılmaktadır. Bu çalışma, Tarihi Yapı Bilgi Modellemesi (HBIM), Nesnelerin İnterneti (IoT) ve Yapay Zekâ (AI) tabanlı analizleri bütünleştirerek, tarihi yapıların korunmasında Dijital İkiz’in dönüştürücü potansiyelini incelemektedir. Araştırma, veri toplama, teşhis, tahmin, karar alma ve geri beslemeden oluşan beş aşamalı Dijital İkiz tabanlı proaktif bakım döngüsü önermektedir. Bu model, gerçek zamanlı sensör verileriyle beslenen dinamik bir sistem oluşturarak, bozulmalar gerçekleşmeden riskleri öngörür. Çalışma, Dijital İkiz’in uluslararası koruma ilkeleriyle uyumlu biçimde bakım planlarını optimize etme kapasitesini vurgularken; maliyet, teknik bütünleşme ve etik sınırlılıkları da tartışmaktadır.</p> Muhammed GÜNDOĞAN , Gonca BÜYÜKMIHÇI , Melikşah KOCA Telif Hakkı (c) 2025 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/602 Sat, 20 Dec 2025 00:00:00 +0100 Yarı-Kurak Mera Ekosistemlerinde Bazı Toprak Özelliklerinin Mekânsal Değişkenliğinin Jeoistatistiksel Modellenmesi ve Haritalanması https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/603 <p>Bozulmuş yarı kurak mera ekosistemlerinde toprak özelliklerinin mekânsal <br>değişkenliğinin doğru biçimde ortaya konulması, ot verimliliğinin değerlendirilmesi, erozyon riskinin belirlenmesi ve sürdürülebilir mera yönetim stratejilerinin geliştirilmesi açısından temel bir gerekliliktir. Bu çalışmada, Şanlıurfa’nın yarı kurak koşullarındaki bir mera alanında bazı toprak özelliklerinin (kil, kum, silt, organik madde, kireç, pH, elektriksel iletkenlik, fosfor ve potasyum) mekansal dağılım yapısını ve aralarındaki ilişkiler jeoistatistiksel yöntemler kullanarak tanımlanmış, örneklenemeyen noktalar için tahminler yapılmış ve alandaki dağılımları haritalandırılmıştır. Yaklaşık, 20.88 ha genişliğindeki çalışma alanından arazinin topografyası dikkate alınarak 34 adet yüzey (0-30 cm) toprak örneği alınmıştır. Toprak özelliklerine ait tanımlayıcı istatistikler hesaplanmış ve mekansal bağımlılık yapıları variogram analizi ile modellenmiştir. Toprak özelliklerinin varyasyon katsayıları %6.45 (kum) ile %49.2 (kireç) arasında değişim göstermiştir. En uygun teorik model, küresel model olarak belirlenmiştir. Mekânsal bağımlılığın göstergesi olan nugget/sill oranının, değişkenler için %25’in altında olması, incelenen tüm özelliklerin güçlü bir mekansal bağımlılığa sahip olduğunu göstermiştir. Etkili mekansal bağımlılık mesafesi 226.7 m olarak hesaplanmış ve bu mesafe, arazi içerisinde tanımlanabilir yapısal değişim zonlarının varlığını işaret etmektedir. Ordinary Kriging enterpolasyon tekniği kullanılarak oluşturulan mekansal dağılım haritaları, mera alanında belirgin düzeyde heterojenlik bulunduğunu açıkça ortaya koymuştur. Bu sonuçlar, incelenen merada alana özgü gübreleme yaklaşımlarının, otlatma yoğunluğu ve zamanlamasının optimize edilmesi ile toprak iyileştirme stratejilerinin geliştirilmesi açısından kritik öneme sahip bir bilimsel temel sunmaktadır.</p> İshak YETİM , Recep GÜNDOĞAN , Miraç KILIÇ , Hikmet GÜNAL Telif Hakkı (c) 2025 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/603 Sat, 20 Dec 2025 00:00:00 +0100 Orman Yangınlarının Toprak Kalitesi Üzerine Etkilerinin Değerlendirilmesi https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/604 <p>Bu çalışma, yakın çevredeki bir orman yangınının etkisiyle mera alanındaki yüzeysel bitki örtüsünün yanması sonucunda toprağın fiziksel ve kimyasal özelliklerinde meydana gelen değişimlerin değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Yangın sonrası toprak kalitesinin nicel olarak belirlenmesinde Toprak Yönetimi Değerlendirme Çerçevesi (SMAF) kullanılmış; toprak özelliklerinin alan genelindeki mekânsal değişkenliğini incelemek ve yüksek çözünürlüklü bir dağılım modeli oluşturmak amacıyla jeoistatistiksel analiz ve haritalama yöntemlerinden yararlanılmıştır.&nbsp; Çalışma alanında zirve, dik yamaç ve etek b-pozisyonlarından 0-10 cm derinlikten toplam 43 adet toprak örneği alınmış ve pH, organik madde, elektriksel iletkenlik, yarayışlı fosfor, değişebilir potasyum, kireç içeriği ve parçacık büyüklük dağılımı (kum, kil ve silt içeriği) belirlenmiştir. Çalışma alanında özellikle fosfor, potasyum ve organik madde yüksek düzeyde heterojenlik gösterirken, pH ve kum içeriğinin daha homojen dağıldığını tespit edilmiştir. Organik madde ve potasyumun toprak kalitesi üzerinde en belirleyici özellikler olarak öne çıkmıştır. Çalışma alanı için hesaplanan ortalama toprak kalite indeksi (TKİ) %72.0 olup, bu değer toprakların potansiyel kapasitelerinin %72’si düzeyinde performans gösterdiğine işaret etmektedir. Bununla birlikte, TKİ değerlerinin %33.0 ile %95.6 gibi geniş bir aralıkta değişmesi, toprak kalitesinin örnekleme lokasyonuna ve topografik pozisyona bağlı olarak yüksek düzeyde mekânsal değişkenlik sergilediğini kanıtlamaktadır. Elde edilen bulgular, yangın faktörünün söz konusu mekânsal heterojenlik modelini değiştirmediğini; toprak kalitesindeki değişimin, yangın etkisinden ziyade arazinin konumsal özelliklerine bağlı kalmaya devam ettiğini ortaya koymaktadır. Fosfor, potasyum ve kireç içeriği çalışma alanında güçlü mekânsal bağımlılık sergilerken; kum, kil, silt, pH ve TKİ değerleri orta düzeyde bağımlılık göstermiş, ve organik madde ise zayıf bağımlılık sergilemiştir. Bulgular, özellikle organik madde gibi yangına duyarlı özelliklerde mikro ölçekte ani değişimlerin meydana geldiğini göstermektedir. Mekânsal dağılım haritaları, toprak özelliklerinin ve TKİ’nin çalışma alanında belirgin bir mekânsal varyasyon ve gradyan sergilediğini ortaya koymuştur. Özellikle fosfor ve potasyum konsantrasyonlarındaki ileri düzey mekânsal varyasyon; yanma şiddeti, düzensiz kül depolanması ve topografik taşınım süreçlerinin, yangın sonrası besin döngüsü üzerindeki karmaşık ve çok yönlü etkileşiminin bir yansıması olarak değerlendirilmektedir.&nbsp; Sonuç olarak bu çalışma; yangın sonrası mera rehabilitasyon süreçlerinde tek tip bir yönetim stratejisi yerine, sahanın topografik özelliklerini ve besin elementi dağılımındaki mekânsal heterojenliği dikkate alan, konuma özgü yönetim yaklaşımlarının benimsenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca, jeoistatistiksel haritalama ve toprak kalitesi değerlendirmesinin, bozulmuş ekosistemlerde kritik müdahale alanlarının (düşük toprak kalitesine sahip bölgelerin) tespit edilmesinde etkili bir araç olduğu kanıtlanmıştır.</p> Mehmet Selim AÇAR , Recep GÜNDOĞAN , Miraç KILIÇ , Hikmet GÜNAL Telif Hakkı (c) 2025 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/604 Sat, 20 Dec 2025 00:00:00 +0100 The Phytochemical Analysis of Heavy Metals in Opuntia ficus carica, Agave americana and Yucca filamentosa https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/607 <p>The increase in environmental pollution worldwide is causing adverse effects on living organisms, leading to their mortality. The impact of pollution on plants is among the most studied topics today because humans and animals depend on plants for nutrition. Our study focused on three species of cactus plants used in ornamental and landscape design (<em>Opuntia ficus-indica</em>, <em>Agave americana</em>, and <em>Yucca filamentosa</em>). This study is based on the existence of research indicating that the soils in which cacti grow exhibit phytoremediation capabilities. Phytoremediation is a technology that aims to remove heavy metals from air, water, and soil through the use of living plants (Pitagan et al, 2023). In this study, we aimed to determine the amount of heavy metals in <em>Opuntia ficus-indica</em>, <em>Agave americana</em>, and <em>Yucca filamentosa</em>, which are used as garden ornamental plants within the Harran University campus. For this purpose, a sufficient number of green leaves (five samples from each species and from different locations) were collected and analyzed for heavy metals such as Fe, Al, Mn, Cu, Ni, and Pb with an inductively coupled plasma optical emission spectrometry device (ICP-OES). Our analyses showed that the plants had high uptake of lead and zinc from the soil they were grown in. On the other hand iron and manganese were found in high amounts in the soil (ranging from 15900 mg/kg to 22190 mg/kg for iron, and from 747.9 mg/kg to 9163 mg/kg for manganese). However, in the leaves of all three plant species, the levels of these two elements were within normal ranges (around 40 mg/kg).</p> Mustafa ASLAN , Mehmet KOŞAL , Yunus BABUR Telif Hakkı (c) 2025 Euroasia Matematik, Mühendislik, Doğa ve Tıp Bilimleri Dergisi Medical Sciences https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 https://euroasiajournal.org/index.php/ejas/article/view/607 Sat, 20 Dec 2025 00:00:00 +0100